» Ana Sayfa
   » X-Files Nedir?
   » FORUM
   » X-Cast
   » Bölüm Rehberi
   » Bölüm Adları
   » Mitoloji
   » Senaryolar
   » Fanfiction
   » Fanart
   » Basında X Files
   » X-Sözlük
   » Bilmedikleriniz
   » The X Team
   » Etkinlikler
   » Linkler

 


Dizi ve sayfa ile ilgili her
türlü soru ve önerinizi
faq@thexfiles-tr.net
adresine yollayabilirsiniz!

 
 
 X – Files, Paranoya ve Komplo: ‘70’lerden ‘90’lara… -4- :...


Postmodern Yapıçözüm: “İnanmak İstiyorum” ama…:

X-Files’ın yöntemi iki zıt epistemolojik ikilemi karşılaştırmak ve daha sonra da biraz Derrida’nın yapıçözüm biçim ve ruhundaki bu radikal ikili zıtlıkları sorgulamaktır. Dizinin çürüttüğü Western mantığının ilk ve ana ikilemi bilim ile din; mantık ile inanç ve akılcı olan ile akılcı olmayan arasındaki çatışmadır. Dizinin bir ikonu haline gelen ve üzerinde “İnanmak İstiyorum” yazan derin bir göğe karşı küçük bir uçan daireyi gösteren dizinin ilk bölümündeki Mulder’ın ofisinde gözüken posteri bir düşünün. Gerçekten de, Mulder, doğaüstü yaşam formlarının ve yaratıkların varlığını tecrübe etme, onların varlıklarının gözlemsel onayını elde etme ve yaratıklar ve bilinmez olanla somut bir biçimde etkileşime geçme takıntısıyla ilerliyor.

Üstelik Mulder yaratıkların varolmasını, doğaüstü olanın ve yaratıkların doğal düzenin parçası olmasını ve bilinmez olanın genler ve mikroplar kadar gerçek olmasını istiyor. Scully X-Files’ta şüpheci olduğu için, bilinmez ve doğaüstü olana değil de bilimsel akılcılığa inandığı için var. Dizi, ilkin, standart cinsiyet denklemlerini tersyüz ederek (ör. Bilimsel ve akılcı olan erkeklere zıt bir şekilde, inançlı ve irrasyonel ve sezgisel olan kadınlar) kadın ajan Scully’yi bilimle, mantıkla ve şüphecilikle; erkek olan Mulder’ı ise inançla, irrasyonaliteyle ve bilinmezlikle bir tutuyor.

Her şeye karşın, bu, ikilemi yıkmak, yerleşik zıtlıkları yapıçözüme uğratmak ve her iki zıt kutbu da kapsayan daha tamamlayıcı bu epistemolojik görsellik yaratmak dizinin epistemolojik görevidir. Dizi ilerledikçe Scully sonunda hükümet komplosuna, kötülüğe ve açıklanamayana inanmaya başlar, kendisini “uzak olasılıklar”a açar; Mulder, tersine, her bölümde karşılaştıkları tuhaf olayları açıklamak için doğal mı yoksa doğaüstü mü açıklamalarla yorumlayacağını ve hatta gayretle peşine düştüğü yaratıkların gerçekte varolup olmadığını sorgulamaya başlar. Gerçekten de, Mulder başlarda inancın temsili ve bilinmez olana açık olarak sunulduysa da, aynı zamanda sürekli olarak bilimsel akılcılığı yerleştiriyor ve fenomenin doğalcı açıklamalarını sunmaya eğilimli. Üstelik, yabancı yaşam formlarının varlığına gerçekten inanmak istemesine karşın, o, bu inancı sorgulamaya başlıyor ve beşinci sezondaki birkaç bölüm onu yaratık komplosunun hükümetin çevirdiği bir dolap olduğuna inanır gösteriyor.

Şaşırtıcı bir başka gelişme de, beşinci sezondaki (1997-1998) bölümlerin; tüm yaratık mitolojisinin hükümetin ve askeriyenin II. Dünya Savaşı’ndan bu yana geçen onyıllar boyunca yaptığı, yaratıkların tüm kanıtlarının siyasi ve askeri ajanların yarattığı bir şey olduğu ve “yaratıkların” Soğuk Savaş sırasındaki büyük hükümet kötülüğü kaynaklı olduğu gerçekten kötü şeylerin üstünü örtmek için bir hükümet hilesi olduğunu ima etmesi. “Redux” ve “Redux II”de (5x02 ve 5x03) Mulder yaratıklara olan inancını sorgulamaya, bir hükümet komplosunun bir parçası olarak yaratıklara olan inancını geliştirmek için kendi kendine yönlendirildiğini düşünmeye başlar ve giderek şüpheci hale gelir. Bu bölümler, ayrıca, Sigara İçen Adam’ın görevde olmadığını, büyük güçlerin komployu kontrol ettiğini ve onun kendisinin bile birtakım küresel birliklerin temsili olarak betimlenen daha gizemli ve güçlü güçlerin bir aracı olduğunu iddia eder. Daha sonraki bölümlerde, her şeye karşın ve 1998 yazındaki X-Files’ın sinema filminde Mulder tekrar dünya dışı yaratıkların varlığının kanıtıyla ele alınır ve altıncı sezonun belirttiği gibi inanmak isteyen doğaüstücü bir araştırmacı olarak geri dönmüş gibi görünür.

Modern paradigma dönemlerinde, o halde, gerçek dışarıda bir yerdedir bilimsel araştırmanın ve polis görevinin hedefi budur; ancak X-Files’da bu sık sık erişilmez, daima meydan okuyucu ve bu nedenle de anlaşılması son derece zor bir Holy Grail’dir. Scully ve Mulder modern gerçek arayıcıları olarak sunulurlar; ancak araştırdıkları temel gerçekleri keşfedememeleri gerçeğin son derece imalı olduğu bir postmodern kayıtta işlediğini, çoklu seviyelerde varolduğunu ve hatta belki de şaşırtıcı ve karmaşık bir dünyada soruşturma yapmak için imkansız olduğunu iddia eder.

“Gerçek dışarıda bir yerde” düsturu gerçeğe doğru giden bir modern yolu belirtirken, buna erişmedeki zorluk bir postmodern belirlenemezlik ve karar verilemezliği, X-Files’ın epistemolojik görselliğinin özelliği olan postmodern epistemolojinin işaretini belirtir. Bu perspektiften bakınca “gerçek” değil de “inanç”, birinin mantıklı bir biçimde ileri sürebildiği tüm şeylerdir. Neredeyse her bölümde gözlenen fenomenin doğal mı doğaüstü mü olduğu, akılcı bir şekilde açıklanıp açıklanamayacağı belirsizdir ve öykü çözülümü sık sık belirsizlikle doyurulur. Genellikle suç çözülmez veya kötü adam yakalanmaz ve sık sık ortaya çıkanın ne olduğuna ilişkin hiçbir kesin açıklama olmaz. Bu, FBI’ın ve diğer kanun uygulayan güçlerin faydasını sorguladığı gibi, TV’nin pek çok suç draması niteliğinden ayrılığı da ifade eder.

X-Files’ın dünyası, bu nedenle, Watergate’in, sistemin sayısız suçunun açığa vurulmasının, Ekim Sürprizi’nin, Reagan-Bush yönetimlerinin İran-Contra’sı ve diğer suçlarının ve FBI’ın Waco, Ruby Ridge ve başka yerlerdeki hatalarının dümen suyunda mevcut kurumlara olan postmodern güvensizliği yansıtarak bu önceki suç draması dünyasından niteliksel olarak farklıdır. X-Files bir yandan iyi FBI ajanı imgesinin bir rehabilitasyonuyken diğer yandan da ABD hükümetinin kendisi kadar tüm kurumlar da bazen sorgulanır. Böylece X-Files Hal Foster’ın (1983) “eleştirel” veya “direniş” dediği şeyin, mevcut kültürel biçimlere ve toplumsal kurumlara itiraz eden postmodernizmin bir örneği olarak görülebilir. Hutcheon’ın postmodernizm kavramındaki gibi nüfuzlu ideolojilere, görme biçimlerine ve açıklama türlerine itiraz etmek ve eleştirel bir toplumsal yorum ve anlayış sağlamak için postmodernizmin stratejilerini kullanır.

Bununla birlikte, belirtildiği gibi, kötü adamların kim olduğu, ne tür komploların ilerlemekte olduğu ve gösterilen fenomenin “normal” bilimle açıklanıp açıklanamayacağı esasen belli değildir. Dizinin politikası da belirsizdir. Çünkü X-Files ataerkil otoriteye ve muhafazakar kurumlara saldırırken, Soğuk Savaş sırasındaki eski kuşak tarafından ihanet edilen onur, sadakat, tehdit, aile, din ve diğer öz değerler kadar; Amerikan iş erdemlerinin tümünü, yuppie profesyonelliğini ve bireyciliği kutsar. Sanki Rahipler saf Amerikan geleneksel değerlerine ihanet etmiş ve oğullar ile kızlar da onu telafi etmek zorundaymış gibidir bu. Bu perspektiften bakınca, X-Files, kuşaksal savaşın ve önceki kuşaktan daha ahlaki değerlere adanan ve daha profesyonel ve insancıl olan daha genç ve daha liberal yuppie kuşağının bir dökümanı olarak okunabilir. “A Few Good Men – Birkaç İyi Adam”, “The Firm – Şirket”, “Courage Under Fire – Ateş Altında Cesaret”, “The Chamber” ve diğer bazı 1980’ler sonrası şirketsel ve politik komplo filmleri gibi, X-Files da eski kuşağı –özellikle de askeri, politik ve şirketsel bürokrasilerdeki- son derece uzlaşmacı ve tartışılır bir şekilde ahlaksızlık gösterir. Bu metinler, eski muhafazakar oluşuma karşı yuppie profesyonellerinin ve daha genç kuşağın intikamıdır.

Hala X-Files’ın nüfuzlu toplumsal kurumları, ideolojileri ve otoriteleri kurcaladığı mı, yıktığı mı, eleştirdiği mi, yoksa desteklediği mi anlaşılamaz. Bir dereceye kadar, tartışmalı bir şekilde bu sınıfları karıştırmasına karşın, iyi ile kötü arasındaki geleneksel kültürün Manichean ikilemleriyle işler. Üstelik bilinmezliğin ve paranormalin kullanımı, kural koyucu seçkinlerce gerçekleştirilen gerçek suçlar için popüler paranoya ve komplonun yerine koyarak ve tarihi, komplocu karton figürlerin üretimine indirgeyerek irrasyonalizmi ilerletip tarihin günlük olay, yapı ve kişiliklerinden gelen eleştirel dikkati saptırır. Bu, özellikle, Kennedy suikastinden Super Bowling oyunlarındaki hilelere kadar bir komplo değişikliğinin merkezine bir bireyi yerleştiren “Musings of A Cigarette Smoking Man”de (4x07; 1996) barizdir. Böylesi bıyık altından gülerek söylenen hiciv -bilinmezlik figürünün yaptığı gibi- belki de dikkati toplumsal irrasyoneliteyi ve paranoyayı ilerleten günlük suç ve komplolardan saptırır.

Bununla birlikte, X-Files, nihayetinde, TV tarihindeki herhangi bir programdan daha fazla hükümet suçu ve komplosunu ima eder ve gizli araçlara ve gölgeli operasyonlara sahip Ulusal Güvenlik devletinin kurumlarını ve ahlakını sorgular. Ancak dizinin politikaları, esasen, herhangi bir olumlu çözüm sunmayarak belirsizlik taşır. Pop postmodernizmi ise mevcut sorunların gerçekten nasıl çözülebileceğini belirtmeksizin hakim kurumlara karşı şüphe geliştirerek popülizmin başarısızlıklarını çoğaltır. Sunulan kötülük epeyce çoktur; komplolar çok karmaşıktır ve politikalar ise alaycılık, nihilizm ve bir umutsuzluk duygusu geliştirmeye ilişkin olarak ikirciklidir. Bununla birlikte, dizi açıkça sprumlu bir konuya değinmektedir ve açıkça radikal bir şekilde değişmeye ihtiyaç duyan bir sistemli çatlak ve yarıklara işaret eden nüfuzlu kurumlara duyulan korku ve güvensizliği gösterir.

Postmodern teori, bu durumda, günümüzün tuhaf ve karmaşık dinamiklerini temsil etme girişimidir ve postmodern kültür bu anı anlatmak için yeni temsil stratejileri sağlar. X-Files krizde olan bir toplumun kurumlarıyla, değerleriyle ve kimlikleriyle dönüşümünü gösterir. X-Files böylece postmodern bir kayıtta kontrol dışı bir hükümet ve kontrol dışı bir bilim ve teknoloji içererek çağdaş toplumun en korkunç görünümlerinden bazılarını yorumlamak için medya kültürünün türsel biçim ve figürlerinden yararlanır ve tam anlamıyla yeni türler yaratan tuhaf toplumsal ve teknolojik güçler ve bulaşıcı hastalıklar çağındaki topluluk-birey bütünlüğünü tehdit eder.

X-Files’ın önemli alt metinlerinden biri de, gerçekten, insan ve yaratık DNA’larının karışım deneyleriyle (veya anormal “yabancı” yaşam biçimleri yaratan bilim ve teknolojiyle) insanoğlu ve teknoloji arasındaki tasvirdir. Bir dereceye kadar, yaratık; teknolojinin aklı ve vücudu istila etmesi açısından ve bizim kendi belirli görme, bilme ve eyleme geçme biçimlerimizle teknolojik bir evrene uyum sağlamamız açısından bizizdir. Bir taraftan, o halde, yaratık figürleri ve uzaylıların kaçırmaları; türsel ve askeri deneylerin ve klonlama ile doğum ve ölümdeki teknolojik kirlenmenin dışında ortaya çıkan yeni türleri göstererek ve yeni bir teknoinsan türü yaratarak insan ve teknolojinin yeni ürün ve kirliliğini temsil eden alegorik figürler olarak okunabilir. Bu perspektiften bakılınca, günümüz insanıdır yaratık; insan ve teknolojideki bir kirlenmeyi, cesur bir yeni teknodünyaya uyan yeni teknotürleri temsil eder.

Yaratık, bu nedenle, bireylerin kendi kaderlerini daha fazla kontrol edemediklerini hissettikleri, kendi vücutlarının kontrol dışı bir şekilde mutasyona uğradığı ve kendi akılları ile vücutlarının yeni toplumsal, teknolojik ve politik güçlerce istila edildiği bir dönemde insanların olmakta oldukları şey için bir figür olarak okunabilir. Bu yeni ve rahatsız edici boşluğu keşferederek, X-Files, akıl ve vücut, fantezi ve gerçeklik, bilim ve inanç arasındaki eşiksel bir uzamda ikamet eder. Günümüz için modern bir mitoloji sağlayarak, X-Files, en derin korkularımızı, en rahatsız edici fantezileri ve en dramatik dönüşümleri araştırır. Medya kültürünün bir aracının günümüzün çatlak ve tuhaf boşluklarını aydınlatıp aydınlatamayacağı, X-Files kesinlikle böyle yapmaya çalışarak gücünü ve etkisini kazansa da, sorgulanabilirdi.

Son Sözler: Temsil Edilemezliğin Temsili:

Ve böylece, esasen, X-Files, geleneksel temsil söylev ve türevleriyle kolayca kavranamayan fenomenden söz etmek için temsil edilemezliğin temsilinin ve temsile direnen temsilleri bulmanın sorunlarını ele alır.Tipik bir biçimde, korku ve bilinmezliğin temsili sorunu; normal ve günlük yaşamı aşan, normalliğin dışındaki bir uzamda ikamet eden ve uç tecrübeler ve olasılıklar nedeniyle göreneksel olmayan temsiller talep eden bu korkular, fanteziler ve deneyimler için kesinlikle temsiller bulma sorunudur. “X-Files, düzenli bir biçimde, bilinmezliği ve paranormali temsil etmeye ve açıklamaya çalışır; ancak daha ilginç bir şekilde, standart söylevlere ve kavramsal şemalara kolayca yerleştirilemeyen günümüz çağının endişe ve korkularını temsil etmek ve çağdaş korku ve sorunları yorumlamak için bu figür ve fenomenleri kullanır.

Fredric Jameson yeni postmodern uzamın temsilindeki zorlukları sık sık yazmıştır (ör. mimarlık, şehirler, siberuzay ve küresel ulusaşırı kapitalist sistem) ve komplo filmleri gibi popüler medya kültürü araçlarının alegorik bir biçimde bu yeni uzamların haritasını çıkarmaya çalıştığını iddia eder. Bu perspektiften bakılınca, X-Files, temsil edilemezliği temsil etmek, en derin korku ve fantezilerimizi sergilemek ve insanoğlu üzerinde teknolojinin etkilerinin, devletin eylemlerinin ve günümüzdeki vücut ve bireysel kimliğin yazgısının dinamiklerini araştırmak amacıyla bazı postmodern estetik stratejilerinden yararlanmak için içinde bulunduğumuz zamanda ilginç bir girişimdir. X-Files, bu yüzden, postmodern bir kayıtta, kontrol dışı bir hükümet ile kontrol dışı bir bilim ve teknoloji içererek günümüz toplumunun en korkutucu bazı görünümlerini yorumlamak için medya kültürünün türsel biçim ve figürlerinden yararlanır ve “postmodern” teriminin tanımlanmış olduğu bir dramatik değişiklikler çağı sırasında vücut ve bireyin bütünlüğünü tehdit eder. Dizi, bu nedenle, günümüzün en rahatsız edici niteliklerinden bazılarını kabul etmeye girişen bir pop postmodernizm örneğini temsil etmektedir.

Bu yüzden 1970’lerin şirketsel ve politik komplo türü, kontrol dışına çıkmakta olan, bireyi bunaltan ve demokrasiyi çökerten ekonomik kurumlara ve devlet kurumlarına duyulan korkuları ele alırken, X-Files, sırasıyla popüler paranoya ve komplo korkuları oluşturan daha ürkünç bir evren bile yaratarak bu kurumlara ve kontrol dışı bilim ve teknolojiye duyulan korkuyu ele alır. Bundan dolayı, kara film biçimciliğiyle aracılık edilen bir gerçeklik biçimi, 1970’lerin komplo filmleri için estetik bir kare olarak hizmet ederken; X-Files çağdaş toplumun kötülüklerini betimlemek için çok fazla kıvrılmış bir postmodern estetik ve görselliğe dönüşür. Nüfuzlu kurumlara duyulan korku ve şüphe, en kötüyü varsaymaya hazır olma ve hakim kural koyucu güçleri toplumsal kötülüğün merkezi olarak görme rızası, bu nedenle, geçen yirmi yılı savunucu şekilde arttı. Bundan dolayı, X-Files, aşırı korkuyla yüklü ancak daha iyi bir gelecek için çok fazla umut olmaksızın yeni bir binyıl eşiğinde olduğumuz bu dönemde günümüzün paranoya ve endişeleri için örnek bir çağdaş ikon olarak hizmet etmektedir.


                                                                                                                                                               << Geri  


TheXFiles-TR isminin kullanım hakları İzmir 14. Noterinden alınan belgeyle sayfamız adına kayıt altına alınmıştır. TheXFiles-TR isminin başka kişi,kurum ve Internet siteleri tarafından kullanılması yasaktır. Site içerisinde yer alan tüm haber, metin, ve diğer içerik thexfiles-tr.net 'e aittir. Hiçbir şekilde basılı veya herhangi diğer bir elektronik ortamda (CD, Internet vs.) izinsiz kullanılamaz. Sitemizin Beyin Atölyesi, Fanfic, Fanart bölümlerinde yayınlanan yazı, resim vb. eserlerin sorumlulukları, sahiplerine aittir. Alıntı, kopya olduğu anlaşılan eserler derhal silinecektir.

Bu site The X Files hayranları tarafından hazırlanmış, dizinin Türkiye'deki hayranlarına kaynak teşkil etmesi için tamamen amatör sebeplerle oluşturulmuş bir sitedir. 1013 Productions ve 20th Century Fox ile hiçbir bağlantısı yoktur. The X Files ile ilgili tüm haklar, bu şirketlere aittir.

Copyright © 1999-2006 TheXFiles-TR